Hüseyin Gülerce dikkatle izlediğim bir Zaman yazarıdır.
Konulara yaklaşımı, sağduyusu ile basının önemli bir kalemidir.
Dünkü yazısı bunun tipik bir örneğiydi.
Gülerce, "Laik kesimi anlamaya çalışmalıyız" başlıklı yazısında özetle şöyle diyordu:
"Bugün herkese, gelin empati yapalım diyorum.
Bizi, laik-laik olmayanlar, Cumhuriyete sahip çıkanlar-Cumhuriyetin kazanımlarını yok etmek isteyenler diye karpuz gibi ortadan ikiye bölmek isteyenler var.
O zaman bu ülkenin makul çoğunluğu olarak bu oyunu nasıl bozacağız? Gerginlik çıkaranlara nasıl direneceğiz?
Mesela
toplumun giderek muhafazakarlaşması, buna paralel AK Parti'nin tam da
böyle bir süreçte iktidar olması yüzde 70-80'imizi endişelendirmiyor,
kaygılandırmıyor ama yüzde 20 -isterse yüzde 10 olsun-bir kesim
insanımız samimi olarak ciddi endişeler duyuyor.
'Bunlar çoğalıyor, bizim yaşam alanlarımızda da karşımıza çıkıyor, bu nereye varacak, kuşatılıyor muyuz?' diye bir hissiyata kapılıyorlar.
Bu
psikoloji onların hassasiyetini artırıyor, alınganlıklarını öne
çıkarıyor. Bu arada, yalan haberlerle, münferit olayları şehir
efsanesine dönüştüren fısıltılarla iyice huzursuz ediliyorlar.
Bakınız,
kendilerini laik insanlar olarak kabul eden bu insanların dinle bir
problemi yok. Büyük çoğunluğu, 'biz de inanıyoruz, biz de dinimize
saygılıyız, biz de başörtülü annelerin, halaların, teyzelerin olduğu,
namazların kılındığı evlerden geliyoruz' diyorlar. Samimiyetlerinden
şüphe edilemez.
Muhafazakâr çoğunluğun, 'ama yok öyle bir şey, endişelerinde haklı değiller' itirazı bir fayda temin etmez.
Bu
insanlar böyle bir hisse kapılmışlar, endişeli ve tedirgin bir
haldeler. Onları anlayışla karşılamak mecburiyetindeyiz.
Alınganlıklarını dikkate almak zorundayız. Hissiyatlarına saygılı
davranmak zorundayız. Bu da daha fazla ilgi, daha fazla yakınlık, daha
fazla anlayış göstermekle mümkün."